“Yıl 1946. Yugoslavya’da Marina isminde bir kız bebek dünyaya geliyor.
Yıllar içinde bu kız çocuğunun ismi dünya çapında duyulmaya başlıyor. Nedeni,
Marina Abramovic’in 60’lar ortaya çıkan “Body Art”ın temsilcilerinden biri olması. İnsan vücudu ve zihni arasındaki bağlantının sınırlarını zorlayan bu sanat akımı, Marina için Yugoslav kültürünün ve baskıcı toplumun yaralarını sarma ve ruhen temizlenme yolu haline geliyor.
Marina bu sanatı icra ederken, 1965’te Ulay’la (Sahne ismidir. Gerçek ismi ise Frank Uwe Laysiepen’dir.) tanışıyor. Bu tarihten sonra ikili efsanevi bir aşk ve sanat birlikteliğine adım atıyor.
Birlikte oldukları 22 yıl boyunca, dudakları birbirlerine yapışıkken, boğazlarının yan tarafına yara bandıyla yapıştırılmış mikrofonlar yardımıyla birbirlerinin ciğerlerindeki havayı içlerine çekiş seslerini insanlara dinletmek gibi insan vücudunun ve zihninin sınırlarını ölçen ve aynı zamanda aşklarını da ihtiva eden eserler sergiliyorlar.
1981 yılında Nightsea Crossing ismini verdikleri bir dünya turuna çıkıyorlar. Bu dünya turunun son gezisinde ise Çin Seddi’ni baştanbaşa yürümeye ve -nedeni bilinmeyen bir şekilde- bir yürüyüşün sonunda ayrılmaya karar veriyorlar. Çin Seddi’nin birer ucundan yola çıkan Marina ve Ulay, ortada buluşup son kez sarılıyor ve ayrılıyorlar.
Yıl 1987.
Yıl 2010.
Marina, MoMa’da retrospektif bir sergi açıyor. Bu serginin bir bölümünde de bir masada oturarak ziyaretçilerle birer dakika –konuşmadan- bakışıyor.
Ulay Çin Seddi’nde bıraktığı kalbini MoMA’da bulmak için, Marina’dan habersiz bir şekilde sergiye geliyor ve karşısına oturuyor.
23 yıl sonra.
Gerisini anlatmak için yeterli kelime ya da cümle kurgusu mevcut değil. İzlenebilir sadece.”
Turkish Celebrities by Uğur Saraç
This comic is dedicated to Victor.
Oh, and see you tomorrow at the book signing!
(Kaynak: unforgettablle)




